3 Ekim 2011 Pazartesi

Neyin Kafasındasınız Beyler ?



3 Temmuz sabahından bu yana yapılan her türlü saygısızlığa, ahlaksızlığa, kural tanımazlığa, yasa nedir, hukuk nedir, adalet nedir bilmezliğe dişimizi sıktık ancak sıka sıka kırıldı o dişler .. İçimizi bir şekilde dökmemiz gerekiyordu ve artık zamanı gelmişti ..
O'nların çoğusu seyretmedi .. Çoğusu takip etmedi .. Çoğusu bilmemeyi tercih etti .. Çünkü bu işin sonunda istedkleri şeyi görebilmek için hiçbişeyi görmemeleri düşünmemeleri gerekiyordu ..
Nasıl olsa herşey planlanmıştı .. Onlar sadece sonucu görmeli ve o gecenin sonunda şampanya eşliğinde kutlama yapmaları yeterliydi ..
Plan hazırdı .. Ve start verilerek futbolumuz tertemiz yapılacaktı ..
Haydi dediler .. Tüm gücümüzle ! Haydiiiiiii ..
İlk karnelerini ellerine aldıklarında güldüler ağlanacak hallerine ..
Ne olmuştu da bu hale gelmiştiler ..
Bakalım ?
Montajlanan ve görüntüyü izleyenlere sanki Aziz Yıldırım'ın evinden çıktığı hissi verilen silah görüntüleri, Korcan'ın hiç bir zaman dünyaya gelmemiş olan kız kardeşine alınan şike mini cooper'ı, İçi para dolu çanta palavraları, Emenike'nin para sayarkenki görüntüleri, Tapelerde açık seçik konuşuluyor herşey derken bir baktık ki hepsi palavra hepsi düzmece ..
Baktılar ki herşeyin düzmece olduğu ortaya çıktı, baktılar ki Fenerbahçe taraftarı eskisinden çok daha fazla sahip çıktı kulübüne, baktılar ki aklı selim diğer takım taraftarları da bu işin içinde farklı hesapların olduğunu düşünmeye ve sorgulamaya başladı, işte o an B planı devreye sokuldu ..
Peki B planı neydi ?
İstenen darbeyi UEFA eliyle vurma operasyonu ..
Peki bu operasyon nasıl yürütüldü ?
Önce insanların beynine Savcılık ve Emniyet tarafından 3 Temmuz sabahına kadar olan geçmiş 8 aylık süreç boyunca yapıldığı iddaa edilen teknik takip ve delillerin toplanması işlemi sonucu başlatılan operasyon neticesi özerk bir kuruluş olan Tff'ye mecburen verilen 14.000 sayfa evrak üzerinden medya ve kamuoyu baskısıyla acil bir karar alınması gerekliliği düşüncesi endekslendi .. Artık istenilen zemin hazırdı ..
Başladılar .. Uefa'ya şikayet mektupları yazdılar .. Uefa'nın merkezine yüzlerce gazete küpürü yolladılar .. Türk milleti karar bekliyor ama bekledikleri kararı almaya Tff'nin yüreği yetmiyor dediler .. Bu kararı sizden başkası alamaz gazıyla Uefa'yı Ligler başlamadan müfettiş yollamaya ikna ettiler .. Ne hikmetse kimsenin yasal olarak alamadığı bilgileri Uefa'Nın müfettişi bir gecede aldı gitti .. Sonrası bekledikleri ve istedikleri gibi oldu ..

Sahada alınteri dökenler hiçe sayıldı, tribünde boğazı yırtılırcasına haykıranların ömürlerinden ömür çalındı, masumiyet karinesi denen olgu hiçe sayıldı, daha gözaltına bile alınmamış 'İNSAN'ların ikametleri direk metris olarak göründü ..

Peki nasıl oluyordu bütün bunlar ? İstenilen kararların aldırılabilmesi için ne tür zeminler oluşturuluyor ve bu zeminler kimler üzerinden hazırlanıyordu ?
İçinizdeki sesi duyuyorum ..
Tabi ki medya ve o oluşumun bazı şeref yoksunu üyeleri üzerinden ..
İlk gün bir baktık biri Emenike'nin para sayarken görüntüleri var diyor ..
İkinci gün baktık biri tapeler elimde, kesin şike var diyor ..
Üçüncü gün baktık biri Aziz Yıldırım'dan şikayetçiyim diyor televizyonlarda ..
Beşinci gün baktık biri gazetesinde Aziz Yıldırım'ın tırnak fotolarını yayınlıyor gazetesinde ..

Belki hepsine sinirlendik, hırslandık, hepsine cevap verdik belki, hepsi için gerekli mercilere şikeyetlerimizi yaptık, ama bu seferki yenilir yutulur cinsten değildi ..

2 Ekim Pazar sabahı gördük ki aklımıza bir çırpıda gelecek tüm küfürleri hak eden, suratına tükürülse -nisan yağmurudur geçer- diyebilecek kadar onursuzlaşmış, gazetecilik ilkelerinden bihaber, kimlerin kucağına oturduğundan bihaber insanlar hala kalemşörlüğe devam ediyorlar ..
Peki bu haysiyetsizce saldırılara hangi merciler dur diyecek ? Bu manşeti ve yazıyı yazanları kim cezalandıracak ? Hiç kimse çıkıp sen kime güvenip böyle pervasızca yazıları kaleme alıyorsun demeyecek mi ? Biz neden basını kovduk mabedimizden ? Çünkü biz ahlaksızlığı o gün gördük ve dur dedik ! Ve en zor günde 2 maç ceza yedik .. Ya bu ahlaksızların cezası ?

Aslında bu operasyon başladığında emindiler ..
Aziz Yıldırım'ı yıkarsak Fenerbahçe'yi yıkarız ..
Yine yanıldılar ..
Çünkü Fenerbahçe'li sandıkları gibi koyun değildi .. Çünkü Fenerbahçe ne Aziz Yıldırım'ın ne Şekip Mosturoğlu'nun ne İlhan EKşioğlu'Nun ne Cemil Turan'ın ne de Tamer Yelkovan'ındı .. Çünkü FENERBAHÇE BENİM'di .. Çünkü Fenerbahçe BİZİM'di ..
Çünkü Fenerbahçe'Liler Taurasi olayını görmüştü .. Çünkü Fenerbahçe'liler son maçlarda kaçan şampiyonlukları görmüştü .. Çünkü Fenerbahçe taraftarı yaşadıklarından ders çıkarmayı bilmişti .. Fenerbahçe taraftarının kulüplerinden çalınan milyon euroları 1 gün sonra aynı kasaya kendi cebinden dolduracağını da metrisin önünde sabahlayacağını da hesaba katmamışlardı ..

Bilmiyorlardı ..

Değil 90 gün, 900 yıl da sürse bu iş arşınlanacaktı metrisin yolları ..
Değil 90 gün, 900 yıl da sürse bu iş bir adım geri atılmayacaktı ..
Değil 90 gün, 900 yıl da sürse bu iş torunlara vasiyetler verilecekti ..

Ve ..
Bilmiyorlardı ..
900 Yıl da sürse bu iş ..
Biz O şerefli armayı taşıyanlar hapşırdığında bile göğsünde taşıdığı o şerefe bakıp gözlerimiz dolu dolu 'FENERBAHÇE'M SEN ÇOK YAŞA' diyecektik ..

31 Temmuz 2011 Pazar

Kara 3 Temmuz !


Bizim armamız kadar tokatımız da sağlamdır !
Bekleyin ..
Çubuklunun sevdalılarını takip edin ..
Bu nefretin sonucunu mutlaka göreceksiniz ..

19 Nisan 2011 Salı

To'P'aL FutboL döndü ..

Fenerbahçeli olmanın gururunu her yerde ve her zaman yaşadığımız gibi askerlik görevimiz boyunca da yaşamaya devam ettik ve yaşadık ..
15 aylık askerlik sürem boyunca izleyebildiğim hiç bir derbiyi kaybetmedik ..
Dönüp bakıyorum Galatasaray ve Beşiktaş ile yaptığımız son 25 maçın yalnızca 2 sinde yenilmişiz .. Artık bu maçlara derbi demeye utanır hale gelmişiz ..
Şimdi bunları geçelim ..
Şampiyonluk yarışının tam içindeyiz ..
Son 5 hafta .. Ve yapılmayan namertlik kalmamış ..
Son olarak futbolumuzun çirkinleşmesini önlemek için sahaya girmek durumunda kalan başkanımızı bu durumdan dolayı pefedeka denen kendini bilmezler jürisine sevketmiş tefefe ..
Ligin bitmesine de 5 hafta var ve mutlaka daha çoook şerefsizlikle karşılaşıcaz ve buraya yazıcaz ..
Şimdilik sadece içerde deplasmanda her yerde Bursasporun maçlarına giden çok koyusundan bir Bursasporlu abimizin Trabzon-Bursa maçından sonra bana yazdığı mesajı yayınlayarak başlıyorum ;

Kazım maçı resmen Trabzona sattık, utanç duyuyorum takımımdan. H,ç bir ruh yoktu oyuncularda, bir tek Miller ve Ozan ipek çabaladı, Ertuğrul Hoca da kadro değişiklikleriyle maçı resmen lazanyalara sattı. İnşallah siz şampiyon olursunuz.

29 Kasım 2009 Pazar

Manisa Kırkağaç 6.Jandarma Komando Alayı

--
Ben giderim askere, dostlar beni hatırlasın ..

19 Kasım 2009 Perşembe

7 yuttu hazmetti

foto: www.salsabasket.net
--

Geçen yıl play-off finalinde Efes Pilsen'le oynanan son maçın bitiminde hiçbir sporseverin onaylamayacağı görüntüler sahnelenmişti.. 1-2 şerefsiz sahaya dalıp Efes'li oyunculara saldırmış bizim eski mahalleli salak Rasim de hakem masasını falan ciddi küfürlerle birlikte tekmelemişti..

Tabi biz aklı başında taraftarlar olarak bu olayları kınamıştık..Üstüne bir de olması gerektiği gibi kulübümüzden Efes Pilsen'i şampiyonluktan dolayı tebrik eden ve sahaya dalan dangalakları da dibine kadar tenkit eden esaslı bir açıklama gelmişti..İşte açıklama!

Bu seriden sonra ortaya çıkan Efes Pilsen'in takım halinde doping yapması olayının masum bir şekilde içilen çaydan çok daha ileri, ahlaksızca ve haysiyetsizce bir şey olduğundan bahsetmeyeceğim bile !

Malumunuz geçen hafta Efes Pilsen'in takım halinde yaptığı doping hadisesinden çok daha vahim olan bir sahtekarlık ortaya çıkarıldı ..

Galatasaray Cafe Crown'un oyuncularından(oyuncu demeye utandığım) Cemal Nalga'nın 5 maçlık cezasını tamamlanmış gösterebilmek için yurt dışında yapılan sezon başı hazırlık maçlarında takım arkadaşı olan 7 forma numaralı Tufan Ersöz'ün yerine oynatılmış ve en önemlisi de bütün bu cezaların 'HAZIRLIK MAÇLARINDA' çekilmesi federasyon tarafından çıkarılan boktan kuralla rahatça sağlanmıştır ..

Bütün bunlar gayet net göstermektedir ki;
Galatasaray Şike Kulübü yönetimi ve Türkiye Basketbol Federasyonu yöneticileri bu işi güçlü bir işbirliği ve türlü sinsilik politikasıyla yürütmüşlerdir .. Bu olayın neresinden tutarsanız tutun bu açık ve net bir şekilde görülmektedir .. Tıpkı Efes Pilsen takımının organize olarak toplu doping yapmasının net olarak görüldüğü gibi ..

İmamın osurduğu yerde cemaatin sıçacağı tezinden yola çıkacak olursak

İnsanlığından utanması gereken Galatasaray başkanı Adnan Polat'ın her türlü taşkınlığın yapıldığı bir maçın bitiminde kulübü ve taraftarı adına özür dilemeyi düşünmeye bile yeltenmeyip alenen haysiyetsizliğe teşvik edici açıklamalarından sonra yöneticisinden teknik heyetine, taraftarından sporcusuna ve yazarlarına kadar Galatasaray'a maddi manevi bağlı olan herkesten her türlü kişiliksizliği ve sahtekarlığı beklemek abes olmayacaktı ..

Ki nitekim bugün itibariyle bu kişiliksizlikleri ve haysiyetsizlikleri bekleyebileceğimiz herşey beklediğimiz topluluklar tarafından tüm kamuoyuna sunuldu ..

Galatasaray Şike Kulübü'ne bağlı olan yönetici, teknik heyet, taraftar ve sporcular ve hatta yazarlar mevcut süreç içerisinde kendilerinden beklenebilecek herşeyi yaptı ..
  • Yöneticiler, sahtekarlığa göz yumup yapılan sahtekarlığın altına imza attılar ..
  • Teknik heyet, bilerek ve programlı olarak sahtekarlığa ortak oldu ..
  • Taraftar, bugüne kadar olduğu gibi son maçta da üzerine düşen çirkefliği fazlasıyla yaptı ..
  • Sporcular, ikisi de aslında sporcudan çok Galatasaray'ın 'MAL'ı olduklarını ispat ettiler ..
  • Yazarlar, o günkü maçta olanlarla ilgili her türlü belge ve bilgiyi Galatasaray'ın lehine olacak şekilde kamuoyuna sundular ..

Sonuç olarak verilen cezalar her zamanki gibi çok komik .. Cemal Nalga'ya verilen ceza 2 yıl hak mahrumiyeti, O'na formasını veren Tufan Ersöz'e 4 ay ceza .. Kinsey'e saldıranlar istiklalde gitar çalarken Kinsey 2 maç cezalı .. Tribün terörünün karşısındayız bu işin peşini bırakmayacağız diyen Adnan Polat Alemdar 27 Kasım 2009 itibariyle hala bir girişimde bulunmamış .. Galatasaray Şike Kulübü yönetimi olayın su yüzüne çıktığı günün gecesi göstermelik bir hareketle tüm teknik heyeti görevden alıyor fakat o şubeden sorumlu olan yöneticiye hiç dokunmuyor .. Ve yine o yönetici komik bir şekilde kendisi istifa edince de utanmadan 'ÜZÜLEREK' kabul etmek zorunda kaldık diye açıklamalar yapılıyor falan ..

Herşeyden geçtik .. Galatasaray'ı zaten çok iyi tanıyoruz .. Zafere giden yolda her türlü pisliği yapabileceklerini biliyoruz ve yaptıklarında asla şaşırmıyoruz .. Ancak işin en acı tarafı tüm bu olanlara göz yuman ve hatta bu olanlara ortak olduğuna inandığım çıban başları yani Turgay Demirel ve yönetimi hala bu ülkenin basketbolunu yönetmekte .. Ve bu oluşumu eleştiren tüm kalemler susturulmuş ve tüm flaşlar karartılmış vaziyette ..

O gün bizim tribünlerde açılan 'SİZDEN NEFRET EDİYORUZ' pankartına gerçekten sinirlenmiştim .. Neden demiştim ? Aynı ekmeği paylaştığım arkadaşım Galatasaray'lı, abim Galatasaray'lı, sevgilim Galatasaray'lı .. Neden nefret edeyim ki ?

Anladım ki bugün, nefret ettiklerimiz onlar değil .. Onların gönül verdikleri renkleri yönetenlerden NEFRET EDİYORUZ ..

Evet ediyoruz .. BENDE EDİYORUM !

--

foto: http://www.6kasim.com/

13 Kasım 2009 Cuma

Tothennam Hotspur

Adamlar iddialı !
Arsenal'den de Chelsea'den de daha iyisini yapıcaz diyor ..
Bu maketlere bakınca insan kendinden geçiyor tabi ..
Bakalım nasıl bişey olacak ..
--

--
Paul Barber'in de bir açıklaması var ..
''İyi, modern ve güzel atmosfere sahip bir stad inşaa edeceğiz. Stadın adı ise White Hart Line olmayacak. Gelir sağlamak için isim hakkını satın alacak sponsor arıyoruz''
Yani İngiliz hükümeti 'TOKİ' gibi bir yardımda bulunmadığı için sponsor arıyorlar harıl harıl ..
Yok öyle bedavaya devlet yardımlarıyla transfer mıransfer stad mıtad !!!
Tabi İngiltere'de !
--

7 Kasım 2009 Cumartesi

Arda'nın şeysi

Haftalardır bitmeyen muhabbet .. Arda'nın pasaportu ..
Yok efendim Arda'yı Messi'yle değil Messi'yi Arda'yla kıyaslayınlar .. Yok efendim pasaportu AB ülkerlerinden birisinden olsaymış şimdi Barcelona'da Real Madrid'te falan oynarmışlar ..
Yok efendim cartmışlar yok efendim curtmuşlar ..
Öncelikle belirtmeliyim ki Arda gerçekten üst düzey bir futbolcudur '''''türk standartlarına göre!!!'''' .. Ben şahsım adına bunu kabul ediyor ve savunuyorum .. Ancaaak !
Arda ve partizanları tarafından ortaya atılan ve kamuoyunun büyük bölümü tarafından kabul gören bazı düşüncelere dibine kadar karşıyım ..
Bazı şeyleri anlayabilmek için taaa 1961'lere gidip 'Türk Pasaportuna sahip' Can Bartu'nun Fiorentina'da nasıl oynayabildiğine falan bile bakmak gerekmez ..
Bugün Arda'nın kastettiği takımlar Tuncay'ın gittiği ezik Stoke City gibi falan değil Barcelona, Real Madrid, Manchester United gibi kalburüstü takımlardır diyen şahsiyetlere sorarım !
Bugün 2002-2003 sezonundan beri Barcelona'da başkanlığa devam eden Laporta o günlerde dünyaca ünlü 2 futbolcu getireceğim vaadiyle kazandığı seçimlerden sonra hangi futbolcuları alıp tüm dünyanın izlediği sezon açılışında gövde gösterisiyle tanıttı ? Ben söyleyeyim !
Ronaldinho & RÜŞTÜ REÇBER !
--

--
Ve yine aynı arkadaşlara sorarım ;
Rüştü Reçber'in bizim bilmediğimiz başka pasaportlarıda mı var ?
Yoksa mesele pasaport değil de dil sorunu mu ?
Peki Rüştü Reçber'in yabancı dili Arda'dan çok mu iyiydi ?
Yoksa ikisinin de yabancı dili berbat mı ?
E madem ikisinin de berbat Barcelona kulübü dil sorununu yada oraya gelen herhangi bir yabancı futbolcunun karşılaşabileceği zorlukları düşünmeden mi transfer yapıyor dersiniz ?
Hadi problem sadece dil problemi ..
Arda Alemdar kardeşimiz yıllık olarak aldığı 2-2.5 milyon Euro'dan eğitimi için 50 bin Euro ayırıp bu açığı kapatamıyor mu dersiniz ?
Demek ki problem ne pasaport problemi, ne dil problemi ne de havuz problemi !
Başka bir problem var !
--
--
Barcelona, Real Madrid, Manchester United gibi kulüpler sürekli olarak oyuncu izlerler ..
Ancak biliriz ki Çemişgezekspor nasıl 11 kişiyle çıkıyorsa sahaya, bu kalburüstü takımlar da ancak 11 kişi çıkabilirler .. Buna karşın yedek kulübelerini asla ihmal etmezler .. Kulübelerini de en az sahaya sürdükleri 11 deki futbolcular kadar kaliteli ve yetenekli oyuncularla donatırlar ..
Şunu vurgulayarak söylüyorum ..
Bu takımlar eğer bir oyuncuyu beğeniyorsa ve almak istiyorsa kesinlikle ve kesinlikle pasaportuna, diline, dinine, ırkına bakmaz ve alır !
Fiyatı hiç önemli değil ! Almak istiyorsa gelir, alır ve gider !
Şimdi bu Arda denildiği kadar yetenekliyse bu para babası takımlar bırakın ilk 11 i yedeklerine koymak için dahi neden transfer etmez Arda'yı ?
Arda'nın giydiği şu enteresan tişörtle Messi'nin formasının altına kondurduğu hayırseverlik timsali tişörtü karşılaştırmayacağım bile .. Bu tür yaklaşımlar bana çok didikleyici gelmekte .. Ama muhakkak ki herkese Arda'nın saha dışındaki kişiliğiyle ilgili bir fikir veriyordur ..
Buların yanında Messi gibi doğa üstü bir varlığı Arda Alemdar'la karşılaştırmak gerçekten beni gülmekten yaran bir komedidir ..
Ha Arda büyük topçudur .. Yalan değil ..
Bir rivayete göre dünya'nın en büyük kulüplerinden olan Kasımpaşa! karşısına çıktıkları maçta oyuncular, hakemler ve tribünlerin büyük çoğunluğu dahil toplamda 204 kişiyi çalımlayarak attığı gol hala hafızalardan silinmemiştir ..
Ancak dünyanın en büyük topçularının başında gösterilen Messi kimdir ki ? Bizim Arda'mız karşısındaki adama götüyle çalım atarken bu Messi denen arkadaş 2 çalım atabilmiş midir üst üste ? Bu dünyanın futbol basını da bi acayip !
Tabi bu işin şakası ..
Arda, benim de Türk futbolsever olarak kendisinden beklentilerimin olduğu bir folbolci kardeşimizdir .. Henüz yaşı gençtir .. Bu bahsettiğimiz kulüplere bu yıl transfer olamazsa bile önümüzdeki 5 yıl içerisinde transfer olabilir ..
Ama Arda neden bugüne kadar oralara gidemedi sorusunun cevabı çok önemlidir ..
Bendtner 19 yaşında Arsenal'de şampiyonlar ligi maçına çıkabiliyor da neden Arda o mevkiye gelemiyor ?
Aslında cevabı vermek çok da zor değil ..
Siz verin cevabı .. Bakalım hangi cevap tutacak ?